Bilebilseydim günde kaç kere aklına geldiğimi, çekidüzen verirdim önce harflere, hecelere, sonra kelimelere. Yanlış anlama diye manası olan heceleri bile yazarken yüreğim pır pır. Aklına geldiğimden o kadar eminim ki, kafanın içindeki resmim capcanlı karşımda. Sizler beni benden daha çok görüyorsunuz, sizler benim ruhumu benden daha iyi sezebiliyorsunuz. Ben sevmek ve sevmemek gibi iki duyguya hapsolmuş bir makineyim. İkisini pilim elverdiğince yansıtmaya çalışıyorum. Siz bir bakışta şıp diye bana bir sıfat yakıştırabiliyorsunuz, fakat ben sabahları aynada herhangi bi sıfatı hakedecek bir yüz göremiyorum. -Yüz yaşımdan beri göremiyorum aslında, parmaklarım dökülmezden evveldi güzel günleri fotoğraflayışım- Sana mutlaka bir fotoğraf yollamışımdır da, ben senin yüzünü tanımıyorum. Sokakta yanından geçip gidiyorum. Durup, adama bak, diyecek kadar bile vakit ayırmıyorum. Fakat aynısını sen bana, yüzümü bildiğin halde, ruhumu bildiğin halde… Ah. Aklına geldiğimi biliyorum. Evet hala hiçbir hastalığa kurban vermediğin bir aklın var. Evet hayalindeki kadar işlevsel kullanmasan da bir aklın var. Ve her ne kadar istemesen de o aklının bir köşesinde ben varım. Acaba deyip duruyorsun, sonra göğe bakıp gündüz vakti, başka bir galakside olabilir miydik biz diye soruyorsun. Yemin ederim sen bizi biliyorsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s