“…son zamanlarda dünyayla tek bağlantım şu bilinmeyen karşı pencere; bana hep aynı müzikle karşılık veren…*” diyen adamı anlayarak

masal anlatasım gelmiş de kahramanlarım korkak çıkınca bunu erteleyip klişe bunalımlar müdürlüğüne bağlanmışım sanki. müdürlük beni kimbilir nereye yönlendirmiş ki, kaldırıma yığılıp kalmışım.

sonra,

en yakın servis alanı 100 metre diyen tabelayı görmüş de sevinçten ne yapacağını şaşırmış bitap yolcular gibi motor iskelesinde gördüğüm ilk takım elbiseliye koşasım, o sensin, diyesim gelmiş.

halbuki,

serapmış hepsi. gerçekte: işten çıkmışım, çingene vapuruna binmişim, çekik gözlü turistlerin yanına oturmuşum, kitap okumuşum, bir saat üşümüşüm, yine de hiçbir şey hissetmemişim.

sonra,

düşünmüşüm, eğer bu bir masal olsaydı ben baloya gidebilen üvey kardeş mi olurdum, yoksa külleri temizleyen üvey kardeş mi, diye. sonunda: odasında plak dinleyen üvey kardeş seçeneği varsa o olurdum diyerek şefkatli ve kendimi kayırır bir sonuca varmışım.

sabaha karşıymış, evin milleti balodan henüz dönmemişken ben odamdaymışım. pencere açıkmış, perde uçuşuyormuş. üzerimde paltom varmış, köpeğimi okşuyormuşum. sonra kalkmışım, müziğimi açmışım. neden sonra, kapamışım. bir bakmışım ki karşı pencereden bana aynı sesle, aynı müzikle cevap veriliyor, buna sevinmiş miyim üzülmüş müyüm, seçemiyormuşum.

masalmış ya, inanamıyormuşum, hep -mış diyormuşum yaşadıklarıma. elmalar düşüyormuş gökten, meyveler. sepetleri terasa atıyormuş anneler, bu elmalardan ancak pekmez olur diyormuş nineler. ben müziği kapamak istiyormuşum hep, gelen cevabı duyabilmek için kendimi susturuyormuşum. o ise sessiz, ben konuşmadıkça ağzını açmayan terbiyeli, akıllı, uslu, evin gözde torunu gibiymiş. ben masalın neresinde olduğumu bilmiyormuşum, o ise masalları kağıttan mezarlara gömüyormuş. ben onu merak ediyor fakat kim olduğunu öğrenmek istemiyormuşum. o ise beni hiç merak etmiyormuş fakat yine de kim olduğumu adı gibi biliyormuş.

“…belki de bilmemek ve hayal etmek daha iyidir. benim gibi bir münzevi olabilir miydi? ya da belki küçük bir kız çocuğu; okula gitmeden önce bilinmez bir oyun oynayan…*” diye devam eden adamı anlamaya çalışarak

*Mia aioniotita kai mia mera

masallardan mı fırlamışım” üzerine 7 yorum

  1. oy oy oyyy diyom bir daha. eternity and a day. ve eleni karaindrou.
    müziği de koysaymışın tam süper olacakmış.
    muazzam bir film. tabi bence.
    yazı da ayrı güzel elbet.

  2. müziği kafamda rehavet =) bi ara şu pencere kısmının videosunu yüklediydim, yutuptan sürgün edildik diye o video da görünmez oldu sayfamızda =)

    ya, o müzik dinleyenin kafasından hiç çıkar mı, onu dinleyen hiç başka fon kullanır mı rehavet =) eleniyi de kutluyoruz, theo amcamızı da.

    bi de, teşekkür ediyorum. benden de oyy =)

  3. o sahneden sonra o müziği açıp her seferinde de karşı pencereye bakası geliyor insanın, sonra gerçeklik hepsini öldürüyor maalesef, tüm güzel şeyleri..

  4. o sahneden sonra o müziği açıp da karşıya baktığımda parkın budanmamış ağaçlarının düzensiz tepelerini görüyorum ve büyükbabama kızıyorum: neden büyükbaba, arkamızdaki arsada bir apartman daha yapılabilirdi, neden onu belediyeye verdin, neden müzikli bir pencere yerine dağınık dallı isimsiz ağaçları görüyorum…

    gerçekliğin öldürdüğü güzel şeyleri hayal edebilmeye içelim o halde sayın pass =) hoşgelmişsiniz.

  5. hangi şarkı o söylediginiz

    bende dinleyip penceremi açıp karşı pencereye bakmak istiyorum :$

    (karşı pencereler oldukça uzakta baksamda kimse görünmüyo ama olsun bende hayalinizden kurmak istiyorum :) )

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s