Don McLean / Castles in the Air

meali:

Göğün Kaleleri ( diğer bir deyişle hülyalar)

 

frenkçemizin kıtlığı nedeniyle yarım yamalak anladığımız şarkıların güftekârlarına hediye ediyorum bu yazıyı.

And if she asks you why, you can tell her that I told you: That I’m tired of castles in the air.I’ve got a dream I want the world to share. And castle walls just lead me to despair.

Bak, sana sorarsa eğer, bu dediklerimi bir bir anlat ona, ben düş yorgunuyum, bak bunu da iyice söyle o kıza, bana tepki yapmasın =) cümlealemle paylaşmak istediğim bir hayalim var, ah o hayal kalemin duvarlarıyla kurduğum bir kafiyem var.

Hills of forest green where the mountains touch the sky, A dream come true, I’ll live there till I die.
I’m asking you to say my last goodbye. The love we knew ain’t worth another
try.

yeşil tepelerin göğe dokunduğu yer, ah rüyamın gerçekleştiği, ölene kadar yaşayacağım yer işte orası. Yani anlayacağın, ben giderim güzelim. aşk dediğimiz, şu bildiğimiz aşk için var ya, çabalamaya değmez.

Save me from all the trouble and the pain. I know I’m weak, but I can’t face that girl again. Tell her the reasons why I can’t remain, Perhaps she’ll understand if you tell it to her plain.

Evet arabeskleşeceğim burada, kurtar beni (hadi be hacım), ne kadar bela varsa alemde, acı varsa ne kadar, sana sığındım bak. Güçsüzlüğümün farkındayım ve itiraf da ediyorum, of, o kızla tekrar yüzleşemem, sen söyle ona iyice söyle neden kalamadığımı, anlayacağı bi dille anlat, muhtemelen anlayacaktır o da, göreyim seni.

But how can words express the feel of sunlight in the morning, In the hills, away from city strife. I need a country woman for my wife; I’m city born, but I love the country life.

ama, kelimeler nasıl anlatsın, sabahleyin, şehrin karmaşasından uzak tepelerdeki o ilk günışığının verdiği hissi, ah ulan, nasıl anlatılır ki. bir karım olsun istiyorum, köylüsünden hem de, şehirde doğmuşum ama ruhum köylüdür benim, severim dağ taş hayatını.

For I cannot be part of the cocktail generation: Partners waltz, devoid of all romance. The music plays and everyone must dance. I’m bowing out. I need a second chance.

ben hiç salon erkeği olamadım zaten, o incelikten yoksun -pabucumun romantiği- danslardan hiç çakmam. vur patlasın çal oynasın, balolar, partiler, bana göre olmadı ki hiç. reveransımı yapar, sahte bir selam çakarım. ah, bir kere daha gönderir mi Tanrı beni dünyaya, bi şans dilemek için çok mu geç.

diyeceğim o ki, o şehirli kıza söyle, benden umudu kessin, ben köylü bir kız alıp organik tarıma başlayacağım. anlatabileceğini umuyorum dostum.

sevgili don mclean abimizi hatırlatan sevgili serefrazcığıma teşekkürlerimi bir borç bilerekten:

Reklamlar

düş yorgunu çevirisi” üzerine 12 yorum

  1. ben alacağımı aldım gerisi sizin olsun .. balolar , kelimler, tepeler, kırmızı yanaklı kızlar, partiler ler ler ler….çok sağol sayın çevirici şu anda nasıl şadettin beni hiç bilemeyeceksin belki de ….gülümseyerek uyuyabileceğim inşallah : )

  2. sözlerine dikkat etmeden dinlerken, ne güzel ya diyordum, ne hoş bir aşk yalvarışıdır bu =) save me kısmında hele, koru beni diyordu acılardan, sonraki satıra dikkat etmiyordum =) bu kızın şerrinden koru beni diyordu adam arkadaşına =))))

    bu çeviriyi yapmam hususunda bana destek ve moral veren sevgili S’ye teşekkür ederim, dutumağacım, rüyam, gökkalem, teşekkür ederim =)

    devamı gelir mi bilmiyorum zübeydecim, bir daha böyle güzel bir şarkıyla karşılaşır mıyım bilmem =) don mclean külliyatını mı tamamlasam yoksa, american pie şarkısını mı irdelesem =) amma da havaya girdim:

    So bye-bye, miss american pie.
    Drove my chevy to the levee,
    But the levee was dry.
    And them good old boys were drinkin’ whiskey and rye
    Singin’, “this’ll be the day that I die.
    “this’ll be the day that I die.”

    ( bak pie de aynı castle manasında verilmiş burada, gerçekleşmesi olanaksız düş diyor sözlük =)

    elveda düşlerimin kraliçesi, külüstürümü rıhtıma doğru sürme vaktidir şimdi, kuru rıhtıma. Kuru olmasına kuru da, rıhtımın kadim delikanlıları, esaslı adamları çilingir sofrasındadırlar, rakı balık muhabbeti, bir de kafa kıyak tabii, söylüyorlardır şarkılarını: ben bu gece ölmezsem ölmem ölmem hiçbi vakit =))

  3. off ya sabah sabah çok güldüm. Bi çevirmenliğiniz kalmıştı.

    reca ederim efendim,topluma kazandırdığımız bir değer oldu işte.
    mad man diye bir dizi var cnbc-e de onun tanıtımında kullanmışlardı bu şarkıyı.

  4. =) hızımı alamıyorum üstazım =))

    By the waters the waters of Babylon

    We lay down and wept and wept for Thee Zion

    We remember we remember we remember Thee Zion

    Babilin suları aldı bizi götürdü bizi ah
    ve ağıt yaktık vaadedilmiş toprakların için, senin için Zion, unutmadık seni kutsal şehir =)

    şehirsoytarısı =) teşekkür ediyorum, kendi aramızda eğleniyoruz işte =) şarkı iyi evet, Don abimizi selamlıyorum buradan.

  5. maharetli ablamız, çevirmenlikte sanki biraz aksamış : ).. bazı cümlelerde murad edilen şeyin ne olduğu tam anlaşılamadığından, kelimelerin karşılıkları farklı düşünülmüş sanki :). ama yine de fena değil.. kendimi düşünüyorum da, böyle çevirebilir miydim? bla bla..

    thanx.. dear roadwalker :)

  6. sevgili hayalistanlı =) birebir çeviriyi bırakalım da çevirmenler yapsınlar =) ben adamın derdinden bahsedeyim istedim, sanırım amcamızı anladım ve anladığım kadarıyla anlattım =) ingilizce bilmediğimi biliyorsun, benden ancak bu kadar çıkar birader. sen, sense biliyorsun ve bu bilginin zekatını vermelisin diye düşünyorum =) herkes gücünün yettiği kadarını versin dimi =)

    miss you dear the man who’s from neverland =)

  7. abla, hani denmiş ya, tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir, bu gruba ingilizce de giriyor.. okuldan ayrı düşeli, ingilizceyi de unuttum, bir başka frenkçe dili unuttuğum gibi.. o üstteki pasajı senin kadar iyi çeviremezdim zannediyorum.. dolayısıyla bizim bu husustaki zekatımız, ifa edildiği takdirde içine haram kelime karışabilir :)..

    hope to see you soon.. :)

    with my best wishes (bu kalıptan nefret ederdim, bilhassa lisedeki o teenage kitaplarındaki yazışma örneklerinin sonunda hep bu ifade geçerdi)

  8. bizim zamanımızda da mektup arkadaşları modası vardı, ben de helen isimli bir yunan kızla yazışırdım, your aysun diye bitirirdim mektubu =P

    si yu leytır aligeytır =P

  9. ben de şehirden birini götürmek istiyorum, onu. ikna edebilirsem. kısmet.
    belki kaynaşlıda bir dinlenme tesisinde karşılaşırız, yolluklarımızı paylaşırız. :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s