ben çocuk zannediyordum kendimi, çok küçüktüm, hiç geçmiyordu zaman, “anne benim amcam evde mi kaldı” derdim sürekli, amcam evde mi kalmıştı, oysaki amcamın evlendiği yaştayım şimdi, zaman  durmuyor artık, amcamın da neredeyse torunu olacak.

elime iğneyi alma vaktim ne zaman gelecek diye sorardım en çok. ilk ördüğüm elbezi içi dolu bir V şeklindeydi, ilk diktiğim bebeğin gözleri kördü. ölmeye mahkûmdu.

ne zaman okuyacağım ben diye sorardım, okula gitmeden okumaya başlamıştım bu yüzden, ilk kitabım donkişottu, sonra cul vern’in hayal dünyasından otlandım, fena mı yaptım.

peki ya ne zaman vapura binecektim ben. o gün, vapura bindiğim gün, termosu kırmıştık celalle, heybeliadadaydık, ayaklarımızı midyeler kesmişti. bir de yalovadaki bahçeyi gübrelerken peşimize köpek takılmıştı. sonra değirmenderede yine birlikte kazları kucaklayıp sokaktaki çocukların üstüne atmıştık. zaman zaman tekrarlayan başka bir soru dürtüyordu omzumu: ben ne zaman hanım hanımcık bir kız olacaktım sahi?

asıl ne zaman şarkı söyleme yasağı kalkacak diye sorardım kendime ( bu soru annelere bile sorulmazdı, ayıptı ya eskiden, kızlar şarkı söylemezlerdi) ama ben gizli gizli söylerdim, gizli gizli hayal hayal kurardım, miniktim ben, serçeydim,  bu yüzden hep çay içerdim, hep. uçmazdım da, anlaşırdım hiç konuşmadan laralarallaralilalaaa, başka bir  minik serçeyle gözgöze geliverince.

Reklamlar

iğnem, ipliğim / hayalî serçeliğim” üzerine 15 yorum

  1. Takvimlerden haberin yok mu geçiyor yıllar
    Bana küsmüş yüzüme gülmez zalim aynalar

    Kimimiz yorgun, kimimiz pişman, kimimiz isyankar
    Acı gerçek bu ömrümüz bir su geciyor yıllar..
    Vakit geç olmuş dönülmez yolmuş yürek bin pişman
    Bundan böyle bana meyler dost geceler düşman

    Hani nerde beklenenler?!
    Medet umduk senelerce
    Anılar hep dolu dizgin
    Bana hayır yok gecelerden..

    sana hayır var mı gecelerden?

  2. seçtiğin şarkılar çok hoş.bundan önceki de çok güzeldi. Geçmiş ve nostaljik şarkılar aynı sarmaşık gibidirler, birbirlerine sarılırlar. Yazıyı yazarken altı defa dinlemişim.

    Çoçukluk ve ilk gençlik yılları hep güzeldir zaten, kötü de geçse, hayal kırıklıkları da barındırsa, kimlik bunalımları da yaşasak ömrümüzün en güzel yıllarıdır aslında. çünkü hep umudu barındırır, mutluluğu yalnız insanlarla yakalayabildiğimiz yıllardı.

    Gelecek ilgili bi ton planımız vardı, en çok ağladığımız yıllar da olsa en çok hayal kurduğumuz yıllardı;çünkü gerçekleşeceğine inandığımız hayallerimiz vardı.

    Güzel umutlar geçmişte kalınca o yıllara ait herşey de umutlarımızla anlam bulduğundan geçmişin hepsini birden sahipleniriz. Filmlerini, fotoğraflarını, şarkılarını, günlüklerini. Ama özellikle günlükleri…

    okur okur gençken kurduğumuz masum hayalleri hatırlayarak üzülürüz. O masum çocuğu şimdiki zamana kurban edemeyiz, harcayamayız, kıyamayız ona.

    Geçmişte var olan ama şimdi tükenen şey aslında nedir bilinmez…

    bak işte bir minik serçe, benim gibi neşe içinde…

  3. bitmeyen çocukluk gibi bir sorunumuz var bi de.
    rilke çocukluğundan beslen derken çocuk ol kal demek istememişti muhtemelen. binlerce peter pan dolanıyor yeryüzünde, bir neverland inşa edemedik ne diyeyim, yazdıklarımız neverland’in temellerini atıyordur inş. yok bu dediğim michael jackson’ın neverland’i değil elbet =)

    neyse, minik serçe filmine hastayım ben, onunla ilgili bir yazı girerim inş. sezen aksuya aşık olmuştum orda, çay içiyordu sürekli, vıdı vıdı konuşuyordu, hopluyordu zıplıyordu. finali de güzeldi. oyyy, hmencecik bi yazı daha döşemez miyim ben =)

    geçmiş mi demiştiniz, bence de, her saniye arkamızdaki çerçöp yığınını çoğaltıyoruz ve evet buna geçmiş diyoruz ve sonra o çerçöple besleniyoruz ve evet buna da hikaye diyoruz =) ay layk it aha aha =)

    bunları mı demek istemiştiniz. onaylıyorsanız yıldız ve kare tuşlarına basınız =)

  4. *#/2 :) ben de şimdi bi sezen aksu parçası açtım:)

    olmaz olsun cüzdanımda milyonlar, kalbimde sevgin oldukça lay la laylaylay…..

    neşe karaböcek ve minik serçe parçasını bana mail atar mısın

  5. biliyor musun, o dinlediğin şarkının videosu ya bu blogda ya da benim eski blogspot adresimde vardı =) yutup rahmetli olunca o link de ölmüş oldu. toprağı bol olsun.

  6. aslında oradaki -a- incedir, üzerinde şapkası bile vardır, incelikten kırılmaktadır ablâ gibi =)
    o resimdekini karşı komşumuzun kızı için ben yaptım. benim bi bebeğim vardı, ona dadanmıştı kız, ben de dur sana yapayım dedim. bikaç düğme, bi cd kalemi =) iğne iplik, kumaş ve iplik parçaları, sonra bütün bu malzemeler kız şeklini aldığında minik bi kese üzerine onu diktim. bi de büyük bi kurdeleyle askı yaptım, Irmak Hanım için bir mini çanta oluverdi.

    kendimi Güler Erkan gibi hissettim birden, ohh, pardon, onun günceli Derya Baykal olacaktı. neyse, hepinize deryalı günler dilerim.

    herşey için teşekkür ediyorum efendim. yine beklerim. her zaman soru sorabilirsiniz. “ayıp olan” bilmemek değil sormamak aslında değil mi =)

  7. ah aysunanımcım, çocukluğunu bir masal kesitiymiş gibi okumak, sendeki masallardan fırlamastik zat-ı şahanenlen alakalıdır, deil mi öyle? -kimi ‘a’lar şapkalı-
    hatta bence kırmızı başlıklı kız da merak etmiştir vaktiyle, “ben ne zaman büyükanneme sepet dolusu kurabiye götüreceğim” diye.
    yazıdan çıkarılabilecek sonuç;
    a) merak ilmin hocasıdır?
    b) biz büyürken çocukluğumuzu kurt kapar?
    c)bir minik serçe bir minik serçeyi gözünden tanır?
    d) şinanayda yavrum şinaşinanay
    şinanayda şinanay hopa şinanay

    bişi daha;
    bana da bir Güler Erkanlık, yok yok Derya baykallık, ı ıh değil martha stewart’lık yapsan da yeşil bişeyler örsen/diksen, ben de sana başımı sağ omuzuma doğru eğmek suretiylen gülümsemez miyim?

  8. ironikılgörlüm, etamineyşınım, canım,

    1.) hayat hikayemi yazsalar masal olurdu =)
    2.) kırmızı başlıklı kız ise çiçek toplanası bi mevsimde başlık takması ile gözlerimizi yaşartan bir kahramandır. ekleyeyim dedim.
    3.) kurtun kaptığının kimliğini açık etmeyecem =)
    4.) yeşiller sana feda olsun. da. dikmek meselesi sana bakar, ben tasarım ve kesimi yapabilirim ancak. evet evet bir kırlent olabilir mi bu =) gülümseyişini göreyim de, sindirella kıyafeti bile dikerim, yeşil camdan da ayakkabılar =) ne güzel =)

  9. aysunanımcım,
    hayat hikayeni sen yaz ve masal olsun. içinde bi yerlerde küçük bi evin aptal bi kızı da olsun.pekzel olsun. istiyorum.

    kurtun kaptıının kimliini kulaama de. (ayrıca kurtun kaptığı yoktur, kurtların kaptıkları vardır.)

    ben de yeşil ve minik bir çanta istiyorum öyleyse.çantamı da al gel istiyorum.

  10. menkıbe şeklinde başlamıştım biliyo musun =) tam ortaokula başladım, orda bıraktım, çok güzel bişey o da =) bi gün okuturum =)

    ayrıca sürüden ayrılanlar da kurtu kapabilir pekala, birlik olduktan sonra =P

    yeşil çanta, tamam, terlik pabuç çantası =)
    ah siz görller, etamiyşın en kanaviçellektüel görller =)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s