karakedi.jpg

“…Kimsenin yıkımından kıvanç duymam ben; bir duvar kağıdı gibi derindeki yıkımlarda yansıyan mutsuzlukların hazin zenginliği gerekmez bana…”

Charles Baudelaire { Paris Sıkıntısı’ndan}

Sevmediğim birini üzen şey benim için müjdeli haber değildir. Evet, Bodlerle yaklaşmışız bu konuda.

Sevinmedim, üzülmene sevinmedim. Kapatıp gittiğinde kapıları, içine sinmedi mi ne, arada janjanlı kurdeleni dalgalandırıp bulutlarımdan aşırdın. Gölgenden mahrum bırakmadın bozkırlarımı. Susmak ne güzel şey, sustum, anladın mı?

Karakedi mi, hayır resimdeki karakedi değil, aynaya bakıyor olmayasın sen…

Bi Bodler Eksikti” üzerine 3 yorum

  1. Mükemmel olmak gibi bir derdim yok.Ben bazı mutsuzluklardan mutlu olabiliyorum hakeza.Kötü olmakla alakı.Sen ki yolların gezgini zorlama istesende olamazsın,bu hesaplar senin işin değil.Saf ve temiz olmak bünyende doğa kuralına aykırı durumlar diye de ele alabiliriz.

    Unutmadan “kara kedi” ve “ayna” ha.Teşbihini sevsinler.Süper süper süpersin.Bana bile oturdu bu laflar -ki muhattabı değilim olayın- muhattabını tahmin edebilirim ama !

    Şışşşş seni seviyom biliyon di mi ?

  2. Evvela Bodler’e destek verdiğimi ifade etmek istiyorum.. Mr. Bodler, can you hear me where(e)ver you are?

    Bir sonraki mesele.. Bu Paris Sıkıntısı ismiyle bana bunalımlı bir hava çağrıştırıyor. Bunun için sadece kapağını okşamakla yetindim kaç defa.. Bu adam Paris’te kaç sene yaşamıştı ki, hatırlıyor musun Yollardagezer? Ee, anası orada idi, uvey babasi da.. Sonunda da uvey babasinin –sevmedigi adam yani- yanina gomuldu değil mi? Ne yazık.. Dunyada kactigi adamdan, oldukten sonra kacamadi.

    Senin izahatını içeren cumleye gelince.. Sende bir “diğergamlık, ihlas” goruyordum zaten ilk tanıştığımız andan beri abla! : ) Kardeşi aç uyurken, tok yatan bizden değildir vesselam.. Bunu değiştirirsek, kardeşi uzgun/uzulurken, kendisi sevinen, gulen bizden midir diye soralım kendimize..

    Sondan bir onceki paragrafı geçiyorum.. Son cumlen ise Ali Ural’ın bir hikayesini hatırlattı. Aynalı bi’seydi. Kahraman, en son farkediyor ki, aynada kendine bakıyor. Hatırlarsın…

    Son not: Ben ne zaman kısa ve oz bir yorum yazabileceğim..?

    Son not’tan sonraki not: Sondan bir onceki paragrafının son cumlesini çok beğendim. Anlamamış olsam da (Anlamak yok, anlar gibi yapmak var)

    Son nottan sonraki nottan sonraki son not: Ne kadar çok “son” kelimesini kullanmışım.

    -THE END-

    Selam ve saygılarımı arz ederim abla..

  3. Sevgili Hüzün ve Sevgili Hayalistanlı,

    Beni biliyorsunuz kardeşler. Ne desem şimdi :)

    Hayalistanlı, bu Bodlerin üvey babası olmasaydı, kendisi anacığıyla mutlu mesut yaşasaydı şu anda bu alıntıyı yapamayacaktım :) Zavallı Bodler, iyi ki çektin Bodler :) Kötü bir hayat yaşadı ama iyi bir şiir yazdı, dediler arkasından…Kolay değil elbet. Ve onunla aynı fikirde birleşmek beni korkutsa da napayım :)

    Teşekkürler ikinize de… Canlarım…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s