…testereleri saklamasınlar poşete sarıp çöp konteynırlarında, bulurum.
uçak enkazından demir çalmasın çingeneler, vururum.
karakutumuzu deşifre etmesin sağırlar,
işte o zaman çok kötü olurum…
son sözleri
bu bir otopsi hikayesi, epeyce kalabalık kadrosu.
misal: ölünün açık gözlerine kol derisinden göz kapakları diken mahir terziler var, eldivenlerinin ucunda yüksük, sonra hatıra defterlerinin boş sayfalarına rapor yazan arzuhalciler var, ölü var hepsinden önemli, çıtı çıkmıyor, neden öldüğünü bilse, bi yerine işareti kazıyacak, sonraa, bu ölüme uçak kazası süsü verilmiş diyen kahin bozması bir şarapçı var, bu süs biraz pahalıya patlamadı mı diye soran uçağın düştüğü arsanın sahibi emekli albay var, albayım kaldırın bakalım dilinizi, alın bakalım şu ilacı diyen kepsiz bir hemşire var, kepiniz nerede hemşire, bu ne laubalilik diyen bir müdür var, o aslında müdür değil keyfimizin kahyası diyen bir temizlikçi var, acil servis, acil servis ne tarafta diye içeri giren bir hasta yakını var, hasta değil o, ölü diyen bir felaket tellalı var yanında, morga götürün beni diyen bir ölü yakını var, otopsi tamamlanmadı diyen bir sivilpolis var, polisin burada ne işi var diye soran uçak teknisyeni var, uçağın enkazını kaldırmayacak mısınız diye soran emekli albay eşi var, enkazı yoğunbakıma kaldıramazsınız diyen bitkisel hayatçılar var, istilacılar, bir daha yaşayamayacak mı diye soran bir adam var, içiniz rahat olsun, o öldü diye cevap veren bir savcı var, babamı kurtarın babamı, koskoca emekli albayı alenen öldürüyorsunuz katiller diye bağıran işe yaramaz müstakbel mirasyedi bir oğul var, enkazı oradan kaldırmayacağız, bir aşk anıtı olarak kalacak, bakan ibret alsın, diyen bir büyükşehirbelediyebaşkanı var, tazminat davasında görüşürüz o zaman, diyen solcu bir avukat var…
dedim ya kalabalık bir hikaye, başında da kadın ölüyor, sonunda da.










son durum şu ki; kaptanım gemisini kaybetti kaybedeli göğe merdiven dayadı, uçuyor, kanatları portatif. madem beni bulutlara yem etmeyecekti, yıldızlara takılıp yırtılmayacaktı eteklerim, saçlarının gölgesini elime düşürmeyecekti, ne diye kaptanım dedim, ne diye benim dedim, ne diye. artık o kaptan pilot, uçağının kuyruğu pırpırlı, rotası tropikal, gidişi belli, dönüşü kime, bilmem. insan sevince diyen şairi alnından vurmalı, sevince durulmuyor havaalanlarında, kuleler izin vermiyor öyle herkesin uçup gitmesine, geride kalan biri olmadı mı o gidiş gidişten sayılmıyor, kontenjanlar sınırlı, kim koyuyor bu kanunları, kim uyuyor sahi bunlara? limanda bıraktığım kanomun tahtaları sızlıyor, çok acıklı olacak ama galiba o da beni özlüyor. hazır paraşütümün ipleri böyle karışmışken, hazır bekletiyorken beni kader dediğim bahaneler korosu, denize mi insem ne??