kaptanımla ben /bölüm 2
güzel olan’a
kendinden kefenli hayallerimden haberi olmasa da

arkamdan sesleniyor dilimizi bilen yunuslar, tedavi ediyorlar bir türlü iyileşemeyen hallerimi, misal; yüzebiliyorum artık, korkuluk ihalesine katılmayı da düşünmüyorum, hep burada, hep mercan adalarında geçiriyorum tatillerimi, lanetli hazinelerin yarı sakat bekçisi oluveriyorum, sandalyemi, masamı, üstüme zimmetli tüm demirbaşlarımı canım ve başım pahasına koruyacağıma ant içiyorum bir balık halinde, balıkların hali içler acısı, yüzgeçleri sarılı, gözkapakları yok.
insan sevince, diyor şair, hatta şair bunu demese bile biz böyle alıntı yapıyoruz kaptan, dediğimiz dinlensin diye, dinleniyor dediğimiz, denizler altında yirmi bin fersahta dinleniyor, bir periskopla bakınıyor sonra yukarıda ne var ne yok diye, kaptan, biz bu denizaltıya ne zaman binmiştik sahi, yok yok, ben hiç alışmamışım aslında bu kabarcıklı nefeslerimize, dönelim mi evimize kaptan, gemimize dönelim mi?
levhamızın sacı hangi hurdacıdan, boyaları hangi nalburdan kaptan, oltadaki yem hangi saksının solucanı, hiç bildik mi bunları, sen kaptanlığını mı unuttun, ben miçoluğumla mı doydum, bilmiyorum kaptan, denizin dibini bilmiyorum, oksijen tüpümü kaybettim, otobur oldum kaptan, balıklara bacı gözüyle bakıyorum, tuzlu su gözlerime iyi geldi, kaptan seni açık ve net anlayabiliyorum artık, korkuluk yoksa korku da yok, elimi tutmaz isen elim de yok, suyun dibi yok ki kaptan yüzeyi olsun, misal o dalga dediğimiz şey aslında göz kırpıştırmamız, gözümü bile kırpmam kaptan konu sen olunca, onca yıllık geçmişimiz var, körsek körüz işte, iyileşemez miyiz yani, bir balığın karın boşluğunda yaşayamaz mıyız biz de, kaptan, elini tutmak için denize mi düşmek lazım, düşerim kaptan, sen düşünce ben de düşerim.
devam etsin. bitmesin. dileğim böyle.
Loading...
bu vurucuydu. gözümü bile kırpmadım. artık kaptan konuşsun. o vakit gözümü bile açmam.
böremüt - Temmuz 1, 2009 at 9:07 pm
kaptana biri kaptan olduğunu söylesin sevabına.
aysunyollardagezer - Temmuz 1, 2009 at 9:46 pm
kaptan uçuşta. denizin üstünde kaptan. ayakları suya değmiyor kaptanın. aklı yalelli, saçı yalelli. kaptan kaptanlığını biliyor belki, ama kendisine yeni bi hatıra oluşturamyor belki. belki bi çeşit kısa süreli hafıza kaybı, belki cebindeki notlarla yaşıyor kaptan. kaptanın cebine gizlice bir fotoğraf koyacak, altına da bi not düşeceksin: elin elimde olsun da kapı kapı dolaşak. üç vakte kadar yeni anılar oluşabilir.
böremüt - Temmuz 1, 2009 at 10:03 pm
“korkuluk yoksa korku da yok”
sağlam şeyi kurcalayıp bozmak gibi birşey işte bizimkisi…
mihman - Temmuz 2, 2009 at 6:02 pm
böremütüm: kaptan bilmesin ya, bilmesin. bi de derler ya her limanda bi sevgilisi vardır diye, belki de benim her denizde bi kaptanım var =Pp
mihman: böyleyiz mihman. kendimize alışıp kendimizle barışmalıyız belki de. marankiyi falan dinlememeliyiz, yemekle beraber çayı içmeliyiz, kendimize korku icat etmeliyiz sonrasında korkuluğu dikmeliyiz aramıza, doğamız bu sanırım mihman. insanoğlu kaşıntıyı seviyor=)
aysunyollardagezer - Temmuz 2, 2009 at 6:51 pm
Dibe doğru ilerlemek sonunun olup olmadığı belli olmayan mavi karanlıkta olmak kötü de değil aslında orası her zamankinden farklı bir yer derimiz gazla değil sıvıyla temas ediyor.Bir boşluk ; daha önce önüne cekilmiş bütün setlerin yıkıldığı yaftaların çıktığı bir boşluk bunun için korkuluyor derine inildikçe. Sen aslında o duvarlar,yaftaları istemediğini söylesen de istiyorsun onları arkadas istiyorsun işte bundandır rahatsızlığın
“Korkuluk yoksa korku da yok.”
kessaf - Temmuz 3, 2009 at 8:14 am
aşkın karanlık maviliğini seveyim keşaf, kaptanın beyaz şapkasını, lacivert ceketini seveyim =)
aysunyollardagezer - Temmuz 4, 2009 at 6:49 pm