ah bu terk edişlerim / tatile gidişlerim

Posted in ah bu terkedişlerim, dinliyorum on Ağustos 9, 2008 by aysunyollardagezer

 

…aydınlığa gidiyorum, geleceğim…

klişeliğinden değil, duruma uygunluğundan değil, fon müziği olsun diye değil, sevdiğim için, bu sesten dinlemeyi sevdiğim için, söyleyen söylemeyi bildiği için:

not: ben yokken çok eğlenin emi.

Ha!

Posted in dinliyorum on Ağustos 9, 2008 by aysunyollardagezer

 

“- Müzik - dedi Doktor Brodsky gülümseyerek-. Demek müzikten hoşlanıyorsun! Ben pek anlamam. Duyguları coşturmak için yararlıdır o kadar. Ne dersin buna Branom?

- Bu iş böyledir. Tutsak ozanın dediği gibi, kişiler sevdiklerini öldürürler. Belki aradığımız ceza öğesini bulduk…”

Anthony Burgess {otomatik portakal’dan}

ben seni öldüremedim. sen beni öldür ludvig.

~~hay~~lâl~lâ~lâ~ram

Posted in delleniyorum, dinliyorum on Ağustos 7, 2008 by aysunyollardagezer

akşam firarlarına, içte uçan martılara hasret kalmalarımı yazsın gazeteler.  belki o zaman inanmam, yalan haber der geçerim.

bir de içte beslenen yılanlar vardı, zehir dediğimiz sevmekle bulaşırdı, hiç sevmemek panzehirdi mesela, panzehiri denemedik hiç, hay Allah.

kemancı, sen dinlen, gitarcı, sen gel: özlemekle ilgili neyin varsa söyle. bugün de böyleyim.

durum feci/hem de çok

Posted in SaYIKLIyorum, dinliyorum on Ağustos 6, 2008 by aysunyollardagezer

iki kefe olsa şimdi, üst üste koysak ihmal etmelerimizi, sen yenersin: sen yendin hep, hiç kabul etmedin.

anonim düşünürler ne demişti, ihmal edilenler ihmal edenleri asla ihmal etmezler. yo, doğru değil bu. ihmal ediyorum, suçluluk duyuyorum ve nasıl oluyorsa duymazdan geliyorum. duymazdan gelmesem yaşayamazdım.

dansa davet etme beni/ döverim seni

Posted in dinliyorum, yazıyorum on Ağustos 2, 2008 by aysunyollardagezer

Elif için

kızları iki sınıfa ayırmak mümkündü eskilerde, şimdi şekilden şekile girebiliyorlar çeşitli yer ve zamanlarda. neyse. -bana ne ayrıca-. işte, o eski zamanlarda ilkokul çağlarındaki kızlar daha çok dansa davet* oynayanlar ve dansa davet oynamayanlar olarak ikiye ayrılırlardı. oynamayanlar da kendi aralarında ikiye ayrılırlardı: kendi isteğiyle oynamayanlar, bir de oynamasına izin verilmeyenler. oynayan kızlar da ikiye ayrılırdı: ilk teklifi kabul eden ümitsizler ve sonuna kadar beğendiği erkeği bekleyen ve onun teklifini kabul edenler. hangisinin kârda olduğu hiç belli olmazdı. bu iş tam bir kumardı. Devamı »

dağ/fener/eskiler/çok eskiler

Posted in biz eskiden, dinliyorum on Temmuz 31, 2008 by aysunyollardagezer

 

sandığımın kilidi sandığımdan da kolay kırıldı. evet, anahtarın ucuna taş bağlayıp denize fırlatalı çok oldu. taş için bir balığın başına düştü diyorlar, balık sersemledi ve oltadaki yemi görmezden geldi bu yüzden. ve evet, bir balığın daha hayatını kurtardım. en-el-pi’ci örneklerine bir yenisini daha ekledim. bu durum benim hayatımı kurtardı mı peki? peh!

sandığımdan çıkanlar beni hâlâ üzen şeyler. bir zamanlar üzmüşlerdi ve ölürler havasızlıktan diyerek kapamıştım insansızlığa. hayatta kalmayı başarmışlar, kaplanın gözü iksiri mi, yoksa bünyelerindeki yılan zehiri mi onları yaşattı, bilmiyorum, ölmediler.

sandıklarda yaşayan, sonra da taşanlar için. dağ ve fener üstüne, eskilerden:

minik şairciklerdik o zaman

Posted in biz eskiden on Temmuz 31, 2008 by aysunyollardagezer

 baktım ve kilitledim kapımı, adam çoktan gitmişti, baktım… A

kara kapının ardındaki beyaz ışıktı adam, kara.. Y

ne güzel gidiyordu usul usul birazda koşar adım… H

bir iz bırakır mı ardında, yoksa yutar mı kendi adımının sesini kendisi… A

ama değil, ama boş, ama yok mu kim görmüş, Y

adam sesine hasret, izi sönmüş ama yok.. Y

muammadır adamın adımları bu hal hangi yolun kaldırımlarına eş düşecektir… H

eşi düşecektir adamın, merdivende aldanacaktır ayağı,bir musallada üşüyecektir A

üşüşecektir leşine beyaz güvercinler kara kapının ardından Y

 

 

şimdi adamın ruhudur kararan kapılara inat H

çocukruh’tan kaçışmalar/kasvetlere yapışmalar

Posted in SaYIKLIyorum, dinliyorum on Temmuz 28, 2008 by aysunyollardagezer

benim senden bir farkım olmalıydı-ki bu var, hem bir değil, binlerce-

madde madde ruhu kaybediş hastalığından sıyrılmaya çalışmalar:

1.) büyüdüm. yasaklar kalktı. şarkı söylemek serbest olunca içimden gelmedi sesimi akort etmek. kendini kısıtlamak da büyümenin birinci şartı idi ya, kendimi kısıtladım. yine şarkı söyleyemedim.

2.) sonra herkes gitti. evde yalnız kaldım. kedimin melodik miyavları aklımı çeldi. ona bir iyilik yapmaya karar verdim. Devamı »

doğru masalı bulmak yolundayız

Posted in dinliyorum, yazıyorum on Temmuz 27, 2008 by aysunyollardagezer

masallar fırlattı bizi buraya, inandım buna. masallar bizim gibileri deniyor, gerçeküstülüğümüzün zorlu bir sınavı bu. yavaş giden arabalara binip balolara yollanan da biziz, şu saatte evde olacaksın diye zamanı kısıtlanan da. dansımız, ayaküstü içeceğimiz bi kadeh pançımız bizden esirgeniyor, Devamı »

güzel yolcular içün/ güzel de laf mı

Posted in dinliyorum, yazıyorum on Temmuz 25, 2008 by aysunyollardagezer

uzun yollar beni dert ediyor,

diyen canım Mansur Cahit Demirtaş’a selam olsun

tatile gitme vakitleri gelip çatınca,

valizin kapağı açılınca,

o plastiğimsi, bagajımsı koku odada dolanınca…

diye yazdı boş sayfaya. gitmeye hazırlanıyordu. şarkısı bile hazırdı, giderken ardından sallanacak mendilleri oyalamıştı. dökülecek suları sürahilere doldurmuştu. daha ne yapsındı. planlarına göre otomobil uçar gider, diyorken adamın biri, o da uçup gidecekti.  leyleği havada görmenin hatrına gidecekti, ki leyleklerin göç güzergahını günü gününe anlatan granj sayesinde boğazın üzerinde görebilmişti o slim gezginleri. 

işte bu yüzden bütün toplantılarını iptal etmişti, randevularını ertelemişti.  olmadı. plan yapmayın plan, diyen adama hak veriyordu artık. ve bunu da kendine hiç yakıştıramıyordu. üzüldü. bunları karaladı. içine kapandı.

gidemeyen birinden sevgilerle.