Nis
23

leyla ile mecnun’un gerçek hikayesi,

desem de inanmayın.

leyla bir karabatak, mecnun bir kiremitmiş. leyla çok hoppa, mecnun çok ürkekmiş. leyla denize dalıyormuş, mecnun biri beni kırsa da fırlatsa denize, orada karşılaşsam leylayla diyormuş, bir gün şansı dönmüş mecnunun, Haydarpaşa’nın çatısına transfer olmuş, oradan izlemeye başlamış sevdiceğini. kavuşmak gibi bir planı yokmuş, hem zaten kendisi yüksekten korkuyormuş. sonra, sonra olanlar olmuş: çatı yanmış, karabatak mı, o da Haydarpaşa’nın karşısındaki dalgakıranda yeni hayranlarını bekliyormuş. 

Eyl
18

+ bulut.

+ rengarenk püsküllü rio konvoyuna uzakdoğudan ejderha kostümlü adamlar sürüsünü de ekleyelim, bando çalan çocukları da katıp bir de Ramazanda meydana çıkan uzun bacaklıyı da alalım, hah, manzara nasıl oldu: manasız değil mi? geçmiş aynen öyle görünüyor buradan.

+ geçmiş, fakat meselemiz bitmemiş: astroloji, astronomi… gök bilim bilim akarken haritaların üzerine, yıldızlardan yıldız beğenmek gerek herkesten önce, ölünce bir gök cismi olacağına inananlar var, ölünce bir gök cismini yerinden oynatacağına inananlar, öksürdükçe yıldızlar kayıyor, hapşırdıkça kara delikler yutuyor göktaşlarını, hıçkırdıkça burçlar değişiyor bir hayvandan öbür hayvana, herkes kendini büyücü sanıyor, kopardığı her dal sihirli değnek, sihre değmemek gerek bu kadar fazla, ama tee Venüs’e gideriz bu gazla…

+ içeride türkü mırıldanan bir adam varsa güvendesiniz.

+ içeride balon patlatan bir adam varsa korkudan ölebilirsiniz fakat.

+ bunların hepsi gerçek olaylar, gerçek kişiler tarafından canlandırılıyor, hem de her gün.

+ gerçek kişiler ve gerçek olaylar işin içine girince inandırıcılığımızı yitiriyoruz, en iyisini papağanlar yapıyor, kargo uçaklarıyla göç ediyorlar, enerji tasarruflarına kurban olduklarım.

+ gerçek kişiler vakitli uyur vakitli uyanırlar.

+ böyle.

Eyl
10

söyleyin siz şimdi hep avcılar gelsin mi?


Ağu
08
Tem
23

 

 

talihimiz varmış ve bilmiyorsun ki aslında ortakmış, ne sen oradaymışsın ne ben burada, biz zaten bir paralel evrenin efil efil balkonunda diyagonal koltuklara kurulmuş da sohbet ediyormuşuz:  çayın şekeri fazla diye yüzümüzü ekşittiğimizde bu dünyada aramız bozuluyormuş, biraz su katınca bardağa yeniden buluşup devam ediyormuşuz -kaldığımız yerden-. kaldığımız yer dediğim paralel evrendeki halimize en yakın olduğumuz yermiş, amaan elalem ne dermiş, bize ne, radyonun sesini açalım ve şükredelim -Mevlam ikimize de ne güzel hediyeler vermiş-.

bugün bu akşam için yeniden buluşmuş gibiyiz ve biliyoruz ki yeniden gidebiliriz, nerede tırak orada bırak değil bu, tıraklamadan gidip bırakmadan döneriz, huyumuz kurusun. hayretler ve daha çok da şefkatler içerisindeyim dostum. seninle buluşmalar güzelmiş.

mutluyuz yemin ederim mutluyuz.


Tem
22
Tem
19

¿ acep mutluluk yalnız garlarda mıdır?

G.Perec

Tem
19

bütün yollar kabirler şehrine çıkıyor,

ki biliyorum oranın gerçek inşa sebebini,

dışarıdan bakan bile anlar; değilmiş aşklar.

üzsün dursun bizi,

eğimliymiş,

bozsun dengemizi,

değil miymiş,

aşkmış hep bunları yapan

ve verimliymiş,

bi’ dünya söz birikirmiş akılda,

akıl düz bir vadi değil miymiş?

değilmiş, öyle diyor arkadaşlar.

A.Ditra Krilenko

Tem
14

“…okuyorum, öyleyse o yazıyor…”

Haz
16

cümle kelimelerle bitemediğinde eyleme geçmek gerekir. seni çok pat…

Foto: Ain Lim

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.