
kaybolan kıyı şeridinde ters dönmüş bir filikaydın, orada öyle kalaydın ya, yok, gene sahilgüvenlik yetişti imdadına, gene yaşıyorsun, arabeskçilerin dediği gibi yaşamak denirse buna!
sen şimdi ıslak canyeleği içinde bir nefessiz balıksın, kim yüzgeçlerini süzdürecek, kimin nefesini emanet alacaksın, kimin kucağında başın? sis miydi bu ardında bıraktığın buğu, dumanı üstünde çıktığın cehennemden bir tütsülü pelerin kuyruğu mu? kuşların kanadını körelttin ki gelemiyorlar bana. peki ya ibresi hasarlı radarım, pusulası kırık gemim ve askerleri kötürüm armadam, biz de senin mağdurun muyduk böyle ailece?
yok, bunların hepsi bizim kuruntularımız. ne sen benim yüzümden öldün, ne ben senin yüzünden yaşıyorum. sen sahilde, cankurtaranın kucağındasın, ben gemimi açıklara çoktan götürdüm.
Categorized in SaYIKLIyorum and kategoriler ötesinde takılıyorum

hava tahmin raporları müjdeledi hislerin değişeceğini, evet, bu nice yazarın sığındığı bir rasathane saçağıydı sanki de, kulak misafiri oldukları her şeyi hislere yükleyeceklerdi, gözlemledikleri her gök olayına bir başka şeymiş gibi bakacaklardı. sonuçta yazan adamın işi uydurmaktı, yalan söylemekti, iftira atmaktı, öyle değil mi! gökler ağlar, bulutlar karalar bağlar. başka yalanı kalmamıştı onların, benim de başka yapacağım hakeza. yine de şu açıklamayı yapmak boynumuzun borcu: üzgünlüğümüzün meteoroloji olaylarıyla hiçbir ilgisi yoktur.
foto: G
Categorized in kategoriler ötesinde takılıyorum
Ölsen bu kadar olmazdım,iyi mi!

Gelmesi yasak buraya, kapıdaki çivi yazısından belli değil mi bu, tabelayı okuyamıyor musun: Gelme! En iyimseri bendim bu sirkin, bak ben de çıktım kabuğumdan, attım patikleri ayağımdan, gişede bilet kesiyorum. Mazi, mazide kalan o kedimerdiveni hayal, o dişgıcırtısı uyku, o hanımeli bahçe, o biber kızartması koku açsam çekmecemden fışkıracak sanki, kağıtlara yapıştırmışım hepsini. Ertelediğimiz o vapur seyahati kestiğim her bilette biraz daha belirgin; bir el öpüşü mesafede, bir çay içimi zamanda buluşamadık iyi mi!
O adamın öldüğü kadar varmış, kadının delirdiği kadar, kedinin kudurduğu kadar! Neymiş bu yahu, düştüğüm kuyunun susuz olması mı dipsiz olması mı korkuyor beni, şimdi onu düşünüyordum işte, tam da ayağım kaymışken! İpe tutsam, iplemiyor beni, elimi yalayıp geçiyor, yakalayamıyorum!
Categorized in kategoriler ötesinde takılıyorum
yemin ederim,
bu kez hata benim değil, yemin ederim.

japon balıkları suyun yüzeyine çıktılar merdivensiz, ölü mü onlar? ya sen sevgili cambaz, hangi musallanın başında bekliyorsun kendi cenazeni? petrole bulanmış karabatak kaç metre derine inerse bu bir intihar sayılır? nükleer bir santralden ancak kanserojen bir mezara telefon bağlanırmış, doğru mu? peki hangi hesap numarasına yatırmam gerekiyor kiralık katilimin haracını? biraz karamela, biraz kahve karşılığında satamayacağım organım yok, sahi, böbreklerim celladıma hayat verdi mi, hayati tehlikeyi atlattık mı ikimiz de?
ya da bırakayım akvaryumları denizatlarına, sorayım esas soruyu: öldün mü sahi, sahi öldün mü?
Categorized in SaYIKLIyorum and kategoriler ötesinde takılıyorum

romanımızı mı yazacaksın sen, cümle bile kuramazken karşımda, beni ipten aşağı mı düşüreceksin, dengeni bile koruyamazken? endişelerinde haklısın, benden sana hikaye mikaye çıkmaz, daktilonu al da git edizhun: mevsimnormallerinde seyrediyor hava, güllük gülistanlık, yer yer parçalı bulutlu ama normal hepsi, sana malzeme olamayacak kadar normal! madem yazmaya korkuyordun, neden geldin cambazhaneye, neden ipe adım attın, neden taşınmadın çatı katına, neden hayalhanendeki kadınlarını yazmadın, neden kızların en cambazına yanaştın? ölene kadar ip üstünde dolanacaksak böyle, sen bir uçta, ben bir uçta, böyle uç uca bakışmak, yer yer takışmak sana yetmezse, dedim ya, daktilonu al ve git!
Categorized in SaYIKLIyorum